Mahallemizde hep benden büyük çocuklar vardı. Çoğu abimle yaşıt erkek çocukları olduğu için; bikenarda oturup abimlerin yüzleri kızarıp kan ter içinde kalan dek futbol oynamalarını izlemek zorunda kalırdım. Abim ve arkadaşları, kah Üzümkızı Apartmanı yanındaki boş arsada, kah Surp Haç Ermeni Klisesi'nin ara sokağındaki arsada top peşinde koşturup gününü gün ederdi.Gün batıp akşam olduğunda abim günü kazasız belasız atlatmışsa güya beni gezdirmiş olarak eve teslim ederdi...
Evimizin yanındaki kıraathane benim için büyülü bir dünya demekti. Çoğu kez zor bela yatırıldıım öğle uykumu bölen okey şakırtılarının kaynağı olan bu mekan benim için başlı başına merak unsuruydu. Kapının önünde kovamla oynamaya çıktığım zamanlarda başımı kıraathanenin kapısından içeri uzatır ne varmış diye bakardım. Rengarenk toplara sopalarla vuran adamlardan biri bigün nasıl olduysa o harika parlaklıktaki topu sokağa kaçırmıştı. Gün bugündü. Topa dokunabilecektim. Yanı başıma gelen harkulade kırmızılıktaki o parlak topu almak için uzandığımda topun çok ağır olduğundan başka bişey hissetmemiştim. Zaten komik bıyıklı Özcan Abi topu elimden alıp teşekkür etmişti. Özcan Abi'nin arkasından kıraathaneye girdiğimde, beni aralarına alıp topla oynatırlar belki diye kurduğum hayaller bir anda suya düşmüştü. İçerisi okadar kötü kokuyordu ki. O kokuda oyun oynanmazdı bence...
Babam neden gelmiyor? Babamı özledim, diyerek ağlayıp sızladığım günlerin birinde siyah-beyaz televizyonda adamın biri bişeyler anlatıyordu. O gün en sevdiğim, omuzdan çıtçıtlı pembe buklet kazağımı giymiştim. Ağlamalarım yerini cansıkıntısına bırakmıştı çünkü televizyondaki adam hala konuşuyordu. Masadaki surahinin ardından bakınca televizyondaki adamın suratı komik haller alıyordu ve ben çok eğleniyordum. Annemse çok endişeliydi. Durmadan televizyondaki adama söyleniyor 'hayırlısı' diyordu. 12 Eylül Darbesi'nin olduğunu anlatan çok konuşan adamın kim olduğunuysa yıllar sonra öğrenecektim...
Zaten sokağa çıkamıyordum. Evde de herşeyle oynamam izin verilmiyordu. Hem babam da yoktu... Abimin müptelası olduğu çizgili kitaplar vardı. Alır okur biriktirirdi. Bende okuyabilseydim keşke. Camdan bakınca ev sahibimizin kızıyla gözgöze gelmekten çok korkuyordum. Onlara misafirliğe gittiğimizde ya da onlar bize geldiğinde hep bebeklerimi kırıyor, yüzünü kalemle boyuyor beni de dövüyordu. Bikeresinde beni dolaba kitlemişti ama ben korkmamıştım... Birde deli abisi vardı. Ondan çok korkuyordum.
Ev sahibimizin kızı Ayşe, benden büyüktü; boyu abim kadardı. Ama çok kötü kalpli bir kızdı. Annemle Eminönü'ye gittiğimiz zaman bana aldıkları şemsiyenin aynısından istemiş, annesi almayınca da annesine kötü kötü sözler söylemişti. Annesi Makbule Teyze hep onun kafasına vurarak 'kime çekti adı batasıca bilmem ki?' derdi. Bize geldikleri günlerden birinde şemsiyemi sakladığım yerde bulup kırmıştı. Çok üzülüp çok ağlamıştım.
Ayşe'nin Ablası Necla Abla, Ayşe gibi kötü değildi. O beni çok severdi. Beni Filiz Ablayla parka götürür, salıncakta sallar, bana ne istersem alırdı. Onlara gittiğimizde bana kırmızı ojeler sürer, tokalar takar süslerdi. Bazen bana kek pişirir, pişrincede annemle beni kek yemeye davet ederdi. Bu dünyada onun gibi güzel kek yapan kimze olamazdı. Hatta annemden bile güzeldi kekleri...
Yaz bitmişti. Artık dondurma yiyemiyecek, şort giyemiyecek, leğende bebeklerimi yüzdüremeyecektim. Kimse sokağa çıkmıyordu. Annem, abim hiç kimse sokağa çıkmıyordu. Neden?
Kovalarımı alıp kapının önündeki kum yığınıyla oynamak istiyordum. Annem 'olmaz kızım sokağa çıkma yasağı var. Bak polis amcalar kızıyor'diyerek kafasında yumurta gibi şapkası olan polisleri gösterdi. Anneme, 'Banane ben çıkıcam nolur nolur' diye dil döktüm.
Yaşasın!
Kumlarla istediğim gibi oynayabilecektim. Kovamı doldurup ohayla dünyamın içine dalmışlen bir el saçlarımı karıştırdı.
Yumurta kafalı polis amca!
'Şimdi alıp götüriyim mi seni? Yasak var. Bak herkes evde sen dışardasın. Alıp götürücem seni' dedi. Balkondan bakan annemin gözlerine bakıp neler olduğunu anlamaya çalıştım. Yumurta kafalı polis amca 'şaka yaptım şaka küçük kız sana serbest istediğin gibi oyna'dedi. Polisin arkasından uzunca bir süre bakıp oyunuma geri döndüm...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder